Danışan hizmetleri +90 224 245 55 11
Çalışma Saatleri 10:00 - 18:00
Danışan Destek +90 224 245 55 11
Çalışma Saatleri 09:00 - 17:00

Homeopatik Terapi

Homeopatla Görüşme

Doğru homeopatik remedinin seçimi karmaşık bir süreç olup, her danışanda görülen farklı bulgulara göre kişiye özel bir remedi verilir; teşhiş koyulan hastalığın ismi belirleyici değildir. Her bireyin kendine has fiziksel, zihinsel, duygusal özelliklerine göre verilecek bir remediyi belirlemek de ancak danışanı ve bulgularını detaylı sorular yardımıyla tanıyarak mümkün olur. Danışanın kendi ve şikayeti hakkında söyleyeceği herşey kritik önem taşıyabilir. Bu nedenle de homeopat, görüşmesi sırasında danışanın cevaplarını detaylı şekilde not alır; bazen belli bir konu üzerinde uzun süre durur, farklı sorularla irdeler.

Homeopatın sorduğu sorular  alışılagelen sorularından çok farklı ve çok daha kapsamlıdır; şikayetlerinin ne olduğunun yanı sıra tercih ettiği yiyecekler, rahat ettiği durumlar, korkuları, kişilik özellikleri gibi konularla tüm detayıyla ilgilenir.

Akut rahatsızlıklarda homeopatın remediyi belirlemesi genellikle görüşme  sonunda gerçekleşse de kronik vakalarda homeopatın remediyi belirlemesi genellikle görüşme sonunda gerçekleşse de kronik vakalarda homeopatın not aldığı bulguları düzenlemesi, önceliklendirmesi, hatta çeşitli kaynak kitaplarına başvurarak üzerinde çalışması için zaman ihtiyacı vardır. Bu çalışma sırasında değerlendirdiği seçenekleri eler; karar verebilmek için ilave bilgi gerekli olduğunda danışanı arayarak görüşme sırasında eksik kalmış bir bilgiyi tamamlayabilir. Aynı şekilde danışanlardan görüşme sonrasında kendilerini gözlemleyerek daha farklı veya ilave bilgiler vermelerini isteyebilirler, çünkü insanlar çoğunlukla homeopatın sorduğu detayda kendilerini gözlemlemeye veya ifade etmeye alışık değillerdir.

Kaçınılması Gereken Maddeler

Hahnemann’ın gözlemlerine göre, kahve içilmesi, nane, okaliptus, kafurun gibi kokulara maruz kalınması, homeopatik ilacın etkisini kesmekte veya azaltmaktadır.

Günümüzde kahvenin etkilerine dair farklı görüşler oluşmuştur. Kimi homeopat kahve içilmemesi gerektiğini söylerken, kimi de bu kuralın, kahveye karşı hassas olan, uykusuzluk çarpıntı gibi etkileri olan kişiler için geçerli olduğunu savunmaktadır. En doğru yaklaşım, homeopatik tedavi sırasında kahve içilmesi ve şikayetlerin geri geldiğinin farkedilmesi halinde kahvenin kesilmesi olacaktır. Bir süre sonra kahvenin etkisini yitirerek şikayetlerin yeniden kaybolduğu görülecektir. Bazen alınan remedinin tekrarlanması gerekebilir.

Diğer bahsi geçen maddeler içinse, Hahnemann’ın kurallarına uyarak bu maddelerden kaçınılması, örneğin mentollü bir diş macunu yerine çocuklar için üretilen meyve aromalı diş macunlarından kullanılması, naneli sakız çiğnenmemesi, naftalin koklanmaması önerilmektedir.

Benzer şekilde, diş doktorlarının kullandığı ağız yıkama sıvıları, diş parlatma maddeleri,  uyuşturucu maddeler homeopatik tedavinin etkisini yok edebilirler.

Antibiyotik ve kortizon içeren ilaçlar da homeopatik remedilerin etkisini ortadan kaldıran maddelerdir. Zorunlu ve acil durumlar dışında kaçınılması gerekir.

Homeopatik tedavide hastalık ismi remediyi belirlemekte rol oynamaz, esas olan hastanın bulgularıdır. Aynı hastalıkla teşhis konmuş danışanlara, onların şikayetlerinin detayı ve diğer özellikleri dikkate alınarak farklı remediler verilir.